Cunda Adası Gezi Rehberi – Ne Yiyip İçilmeli ve Nereler Mutlak Görülmeli ?

Cunda Adası diğer bir ismiyle Alibey Adası, Ayvalık çevresinde bulunan 22 adadan bir tanesi. Ve bu 22 adanın içinde sadece burada yerleşim mevcut. Ada, Ayvalık‘a bir köprü ile bağlanıyor. Bu köprü Türkiye’nin İlk Boğaz Köprüsü olarak adlandırılıyor,1964 yılında yapılmış.

Popüler bir destinasyon haline gelen Cunda Adası, cana yakın halkı, tarih kokan sokakları, yeşil doğası, tertemiz denizi ve enfes mutfağı ile gelenleri kendisine aşık etmeyi başarıyor.

Cunda Adası dışında belki Ayvalık yazılarıma da göz atmak isterseniz 🙂

Ayvalık Gezi Rehberi

Ayvalık’ın Muhteşem Plajları

Ayvalık’ta Nerede Ne Yenir ?

Nereler mutlaka gezilip görülmeli ?

Taksiyarhis Kilisesi Rahmi Koç Müzesi, 1873 yılında Rum Ortodoks cemaati için inşa edilmiş olan kilise, Noe Klasik dönemin mimar üslubu  ile yapılmış. 1927 yılından 1928 yılına kadar, yani 1 sene boyunca cami olarak kullanılmış. 1976 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenmiş ve koruma altına alınmış. Uzun yıllar atıl durumda olan kilise, 2011 yılında Rahmi Koç tarafından restore edilmeye başlanmış ve 2014 yılında müze olarak ziyaretçilerine kapılarını açmış. Kiliseden çok,müze ambiyansında gezeceğiniz, içerisinde oyuncaklardan, antika arabalara, maket gemilere kadar pek çok koleksiyonun sergilendiği bir müze durumunda Rahmi Koç Müzesi.

Cunda adası Taksiyarhis Kilisesi Rahmi Koç Müzesi içinden at arabası ve klasik bir motorlu araba görüntüsü

Taksiyarhis Kilisesi Rahmi Koç Müzesi

Rahmi Koç Müzesi

Patriça Koyu

Patriça Koyu adanın terk edilmiş bir bölgesi. Bir kaç tane işletme var bu bölgede,onlara ulaşmak için de bozuk bir yoldan, 15-20 dk gitmeniz gerekiyor. Yol üstünde istediğiniz noktada denize girebilirsiniz. Yolun bozuk olmasından dolayı, gelen gezginler tarafından pek tercih edilmiyor sanırım. İyi de oluyor açıkçası, insan sessiz sakin yerler arıyor bazen :)) Koyda yer alan tesisler ise, Bıyıklı Beach ve Mola Beach.

Bozuk yolu göze alıp Patriça Koyu‘na geliyorsanız, Ayışı Manastırı‘na da uğrayın demek isterdim (ben gitmedim) fakat restorasyonun bitimi ile tamamının müzeye çevrilmesi gerekirken, özel bir mülk haline çevrildiği için pek de görülmeye değer olduğunu düşünmüyorum ve protesto ediyorum. Haftanın belirli günleri, müze adı altında belirli bir bölümü gezilebilen manastıra gitme kadar isteyenlere, bilgi alarak yola çıkmanızı tavsiye ederim.

Ortunç Koyu

Ortunç Koyu adanın mavi bayraklı tek plajı. Arkanızda yemyeşil orman, önünüzde tertemiz berrak bir deniz. Rüzgarın kuzeyden esmesi en büyük avantaj burada çünkü denizde dalga olmuyor. Milli parkın içerisinde yer alan bu koyda denize girmek için herhangi bir plaj bulunmuyor. Kayalıklardan denize giriyorsunuz. Fakat Ada Camping işletmesini geçince görecekseniz ki bir sürü araba var burada. İşte bu noktada küçük bir plaj var. Buradan denize girebilirsiniz, dilerseniz bir tık daha ileriye gidip Ortunç Otel’in olduğu taraftaki kayalıklardan denizin tadını çıkarabilirsiniz. Ada Camping’de konaklama yapmasanız da belirli bir ücret ödeyip günübirlik olarak tesisi kullanabiliyorsunuz.

Ortunç Koyu

Ortunç Koyu

Tekne turu,Cunda Adası limanından kalan tekneler ile farklı bir deneyim yaşayabilirsiniz. İki farklı tekne turu yapıyorlar.Tanımadığınız, kalabalık bir tekne turu ya da kendi arkadaş grubunuzla kiralayacağınız tekne turuna çıkabilirsiniz.Fiyat ve pazarlık konusunda limana bir uğrayın derim. Bizim zamanımız olmadığından katılamadık ama bir sonraki sefere bıraktık.

Tekne Turu

Cunda Adası sokaklarında görülmeye değer güzellikte.Mübadele sonrası Rumlardan kalma sarımsak taşı ile inşa edilmiş evlerin bir çoğu hala ayakta.Restore edilerek kullanılan bu evlerin bir çoğu kafe,bar,restoran,hediyelik eşya satan butiklere dönüştürülmüş.

Cunda Sokakları

Cunda Sokakları

Tazecik deniz ürünlerinin bol olduğu, çeşit çeşit otun yetiştiği,Türk-Rum mutfağının harmanlanıp sofralarda bizlerle buluştuğunu düşünürsek,mekan seçme kısmı biraz zorlaşıyor.O yüzden nerede ne yenir diye kısa kısa kendi deneyimlerimden tavsiye vereyim sizlere istedim.

Cunda Adası – Ne, nerede yiyip içilir ?

Karadeniz Pastanesi, Cunda sokaklarında gezerken hemen dikkatinizi çekecek. Renkli hasır şemsiyelerin, tahta sandalye masalar ile dekore edilmiş,eski bir fırın burası.Oldukça popüler ve yer bulmak, sipariş vermek ya da fırından bir şeyler alıp gitmek için epeyce beklemek zorunda kalıyorsunuz.Bence sabah erken saatlerde uğramak gerekiyor bu fırına bizim gibi. Ne denemeliyim derseniz Lor kurabiyesi ve hindistan cevizli kurabiyeyi deneyebilirsiniz.

Sade Coffee & Tea Artisan, adı gibi sade dekore edilmiş, sizi yormayan harika bir mekan.Julius Meinl ‘nin kahvelerini kullanıyorlar.Sabah erken saatte uğrayın mümkünse kimseler olmuyor,bahçenin tadını çıkartırsınız kahve eşliğinde.

Lokma İmparatoru Saki&Mustafa, adaya geldiyseniz lokma yemeden dönmek olmaz.Önünde kocaman bir kuyruk oluyor ama gözünüz korkmasın,elleri hızlı, çabuk size sıra gelir.Bu arada porsiyonlar büyük aman dikkat 😉

Teos Restoran, Cunda Adası deyince hemen insanın aklına rakı balık geliyor.Deniz kenarında harika bir mekan. Yemekleri de bir o kadar lezzetli.Karides mantısı ve kekikli ahtapot bacağı denenmesi gereken lezzetler arasında. Gerçi insanın gözü dönüyor hangi mezenin tadına baksam diye 🙂 Fiyat konsunda ise ne çok pahalı ne çok ucuz,ada standartında diyebilirim.

Lal Girit Mutfağı,değişik mezeler tatmak istiyorum diyorsanız adres belli…Bir aile işletmesi ve Emine Hanım’ın yaptığı birbirinden enfes mezeler arasından hangisini yiyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Favoriler sıcak ot kavurması,girit lokumu, portakallı subye ve pabucaki en sevilenleri…

Cunda Adası ‘nın gece hayatına da bir bakmak gerekiyor geldiğinizde,kendinizi adanın tarihi sokaklarındaki, eğlencesi bol mekanlara atın…Kocaman bir meydanda, birbirinden farklı müzik yapan yerler var.

Cielo Bar Cunda

Cielo bar ,tercihimizi 2 gece üst üstte buradan yana kullandık.Mekanın önüne gelişi güzel yerleştirilmiş sandalyelerden boş bulduğunuza hemen kurulun,çünkü ilerleyen saatlerde çooook kalabalık oluyor. Müzik güzel , içeceklerin fiyatı da ada standartında. Kokteyleriyle ünlü bir bar olduğundan,karadutlu mojiito denenebilir.

Konaklama opsiyonları neler ?

Konaklama konusunda iyi seçim yapmak gerekiyor.Ya butik otelde ya da kamp yaparak konaklayabilirsiniz.Cunda Adası popüliterisi her geçen gün artan bir seyahat noktası konumuna geldi.Bir çok taş evin restore edilerek 5-10 odalı butik otele çevrilmesiyle,adanın merkezinde konaklama imkanı,gelen misafirlerin ulaşım konusunda sıkıntı yaşamaması adına,harika bir rahatlık sunuyor.Yok ben çok para vermek istemiyorum, gün boyunca gezeceğim diyorsanız kamp yapabilirsiniz bizim gibi.

Butik otel konaklama seçenekleri oldukça çok adada,o yüzden kalmadığım bir yer için tavsiye vermek istemem,küçük bir araştırma ile istediğiniz gibi otel bulabilirsiniz bence.

Kamp yeri mi arıyorsunuz ?

Kamp alanı konusunda ise adada bir kaç seçenek var.Özellikle Ortunç Koyu tercih ediliyor. Mocamp ve Ada Camping çadır kamp alanları popüler olanlar.Hangisini tercih edeyim derseniz, Ada Camping diğerine göre daha iyi hizmet veriyor.

Peki ben para vermeden kamp yapmak istiyorum diyorsanız, Ada Camping’i geçip Ortunç Otel’e doğru devam ettiğiniz yolda çokça araba göreceksiniz,burası kalabalık bir kamp alanı burayı geçin,Ortunç Otel’e inilen yokuşa arabayı park edin. Ya bir kaç çadır vardır ya da kimsecikler yoktur. Burası diğer yere göre daha sessiz bir bölge.Yanınızda otel olsa da,otel dediğime bakmayın öyle kocaman bir yer değil (bölgenin en pahalı oteliymiş bu arada ) herhangi bir sorun çıkarmıyor kamp yapanlara.Kayaların üzerinden denize giriyorsunuz,yok ben plaj isterim derseniz kamp çadırınızı ilk bahsettiğim kalabalık alana kurmalısınız,orada küçük bir plaj var.Herhangi bir tesis iki alanda da bulunmuyor,o yüzden tuvalet yeme içme gibi durumları dert edenlere pek tavsiye etmem.Sabah denize gir bölgeden ayrıl,gece de yatmaya git diye bakarsanız olaya, o zaman gayet mantıklı 🙂

Ortunç Koyu

Ege’nin 4. büyük adası, tarihi güzellikleri ve muhteşem denizi ile Cunda Adası keşfedilmesi gereken bir destinasyon durumuna çoktan dönüştü bile. Kalabalıktan hoşlanmayanlar için tavsiyem sezon sonunda gitmeniz, bayramlarda ,hafta sonlarında çekilesi bir yer değil,arabayı bile park edecek yer bulamıyorsunuz,gittiğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız. Neyse gözünüzü korkutmayım , iyi tatiller şimdiden… Maceralarıma ortak olmak için Instagram ve Facebook üzerinden takibe bekliyorum.

Gülümseyin Hayata 😉

Be first to comment